Addwork, 2008 yılından beri geleneksel olarak düzenlenen Turkcell Blog Ödülleri 2011 Mindshare Reklam ve Pazarlama Kategorisinde Birincilik ödülü aldı. // http://www.blogodulleri.com
Addwork, 2008 yılından beri geleneksel olarak düzenlenen Turkcell Blog Ödülleri 2011 Mindshare Reklam ve Pazarlama Kategorisinde Birincilik ödülü aldı. // http://www.blogodulleri.com
Dünyanın dört bir yanında düğün fotoğrafları çekmiş ünlü Türk düğün fotoğrafçısı Efe Babacan ile yapmış olduğumuz keyifli söyleşiyle karşınızdayız. Sözü fazla uzatmadan söyleşinin detaylarına geçelim…
Bize Efe Babacan’dan biraz bahseder misiniz?
Efe Babacan fotoğrafçı, editör ve oyuncudur. Düğün ve kurumsal davet fotoğrafçılığında uzmanlaşmıştır. Photoline dergisi başta olmak üzere çeşitli dergilerde editörlük yapmakta ve ayrıca merkezi Miami’de bulunan Image Photo şirketine yolcu gemilerinde çalışmak üzere fotoğrafçı gönderen İstanbul Fotoğrafçı Acentesinin ve Efes Photography’nin sahibidir. Düğünlerde fotoğraf ve video hizmeti vermekte ve kurumsal firmalara tanıtım filmleri çekmektedir.
Fotoğraf hayatınıza nasıl girdi? Nasıl başladınız?
Düğünlere her zaman ilgim vardı, davetli veya davetsiz düğünlere gider ve insanları gözlemlerdim. Üç sene yolcu gemilerinde dünyayı dolaşıp, dünyayı gezdikten sonra Las Vegas’a yerleşince bu işin büyük bir sektör olduğunu fark ettim ve kurumsal davet, portre, ürün fotoğrafçılığını ikinci planda tutarak düğünler üzerinde yoğunlaştım. İnsanların en mutlu gününü paylaşmak, düğünlere olan ilgimi arttırdı.
Teknik ekipman olarak ne kullanıyorsunuz? Vazgeçemediğiniz, olmazsa olmaz dediğiniz neler var?
Teknik olarak Canon’un veya başka markaların daha iyi makineleri zaman zaman çıksa da, ben hep Nikoncu oldum. Bunu fotoğrafçı camiası daha iyi bilir. Nikoncu musun? Canoncu musun? Yani Beşiktaşlı mısın? veya Galatasaraylı mısın? gibi bir tartışma hep fotoğraf meraklıları arasında yaşanır. Gerçekten çok iyi bir fotoğrafçıysanız, fotoğrafı kameraların değil beynin çektiğini bilirsiniz. Düğünlerde de zaten ya fotoğrafa meraklı bir garson ya da canı sıkılmış bir davetli gelir ve Canon mu? Nikon mu? daha iyi diye sorar. Daha da kötü olan soru, kameran kaç megapiksel? İşte o an biz düğün fotoğrafçıları hızla uzaklaşmak isteriz oradan.
Gelin ve damatla nasıl iletişim kuruyorsunuz? Onlarla fotoğraf çekimi öncesi görüşüyor musunuz? Tanımaya çalışıyor musunuz?
Öncelikle bir ön görüşme oluyor. Bu ön görüşmede ne tarz bir çekim istediklerinden tutunda, çekimin nerde olacağını, tavan yüksekliğinin kaç metre olacağını, aile bireyleri hakkında birçok ayrıntıyı soruyorum. Her türlü ayrıntıyı öğrenmeliyim ki, her şey kontrolüm altında olsun ve daha iyi performans sergileyebileyim.
Çekim sırasındaki iletişim tamamen vücut dili üzerine kurulmuştur. 12 sene yurtdışında kalıp, 88 çeşit milletle çalışmış birisi olarak, karşımdakinin ne istediğini okuyabiliyorum. Sadece düğün fotoğrafçısı olursanız başarılı olamazsınız. Bazen birkaç saniyeliğine de olsa heyecanlanan gelini yatıştıran psikolog, bazen terleyen damada su veya mendil veren uşak, bazen gergin bir ortamı yumuşatan diplomat, bazen pastanın nasıl kesileceğini gösteren bir banquet müdürü, bazen de insanları havaya sokup, eğlendiren bir animatör olmalısınız. Ama genel olarak film çeken yönetmen gibisiniz.
Bize biraz düğün fotoğrafçılığından bahseder misiniz? Nasıl olur düğün fotoğrafçısı? Ne gibi özellikler taşır?
Kimi zaman geri planda durmalı, görünmez olmalı, kimi zaman kendini ön planda tutup etraftaki tüm kontrolü ele geçirmeli ve insanları yönlendirmelidir. Çekim başlayınca ben artık düğün fotoğrafçısı olmanın dışında, damat ve gelinin bebekbakıcısı, psikoloğu, uşağı, arkadaşı, gölgesiyimdir. Kontrol dışında gelişen aksilikleri önlemek için bir diplomat, insanları gülümsetmek için animatör olmalısınız. Biraz iddialı olacak ama ben tek başıma bir orduyum ve en büyük silahım Nikon kameram ve fikirlerimdir. İyi stratejilerle,etraftaki tüm malzemeyi fırsatçı bir şekilde kullanarak, doğru zamanlamalarla doğru hareketleri yaparak, gelin ve damadı okuyarak, onları motive ederek, farklı açılar kullanıp, iyi fikirlere sahipseniz ve elinizdeki teknik malzeme olsun, çevrenizdeki arka fonlar olsun, her şeyi kendi orijinal tarzınızla maksimum seviyede kullanarak iyi bir düğün fotoğrafçısı olabilirsiniz.
Birçok ülkede düğün fotoğrafları çekmiş bir fotoğrafçı olarak, sizi en çok hangi ülke düğünleri etkiledi?
Ben Amerika’nın birkaç eyaletinde, St Thomas Virgin Islands, Puerto Riko, Alaska Buzulları, St Petersburg, Amsterdam, Karachi ve Türkiye’de İzmir, İstanbul, Ankara, Bodrum ve Samsun’da düğün fotoğrafları çektim. Amerika’da Hint, Vietnam, Kamboçya, Meksika, Yunan, Bosna ve Filistin düğünleri çektim. En sevdiğim Amerikan ve Hint düğünleri diyebilirim ama dünyanın dört bir tarafında düğün çekmiş biri olarak Türk düğünlerinin her zaman çok daha özel olduğuna inanırım. Türk düğünlerinde eğer davette 200 kişi varsa, bu kişinin 150 kişisinin halay çektiği anlar yaşanır. Halaya katılmayan 50 kişide ya yaşlılardır ya da küçük çocuklardır. Aynı şekilde 6 bayanın aynı anda tuvalete gidip davetteki kişiler hakkında fikir alışverişi yaptığı yegâne düğünler Türk düğünleridir. Bizim düğünlerimizde belki bir Amerikan düğünü kadar toplu halde yapılan atraksiyon yoktur ama düğündeki her karakter zaten aslan sütüyle alınmış bir enerjiyle tek başına bir şovdur. Renkli insanlarımızla, en renkli düğünler Türk düğünleridir.
Ülkemizde insanların size yaklaşımı nasıl? Daha doğrusu bir düğün fotoğrafçısına yaklaşım nasıl?
Beni evlerine yemeğe davet edecek kadar yaklaşımları son derece pozitif, diğer fotoğrafçılar bu işi arabesk tarzı yaptıkları için ben ve benim gibi vizyon sahibi kişilerin bu sektörde sıyrılıp, yükselmesi kolay oluyor. Mesala bir fotoğraf stüdyosunun vitrinindeki Aladdin’in Sihirli Lambası’nın dumanlarının içinden çıkan bir damat veya çekilen 50 karenin hepsinde damat ve gelinin birbirine bakması ve arkadaki kırmızı güllerin havada uçuştuğu derecede bir yaratıcılık beni endişelendiriyor. Bence İstanbul da bu işi iyi yapan 5-6 tane iyi düğün fotoğrafçısı vardır. Düğün fotoğrafçılığında henüz iyi bir yere gelinemedi. Çünkü genel olarak Türkiye’de düğün fotoğrafçısının karizması yoktur. Düğün fotoğrafçısı genelde düğün mekanı, gelinlik, organizasyon firması seçildikten sonra en sona bırakılır. Bazı düğün mekanları da, kendi fotoğrafçılarının kullanılmasını şart koşarak, serbest çalışan fotoğrafçılara izin vermez. İşte o noktada bu işin ne kadar büyük bir sektör olduğunu anlarsınız. Otellerdeki anlaşmalı düğün fotoğrafçıları da davetlilere satış yapma kaygısı yaşadıklarından estetik, sanatsal fotoğraflara zaman yoktur. Bir evlilik haberinde de gelinlik pronovias’dan, ayakkabı divandan, balayına Şeyseller’e gidecekler kısmı vardır ama fotoğrafları kimin çektiğine yer vermezler.
Bu tabi Türkiye’deki fotoğrafçılara olan genel yaklaşım, bana olan yaklaşım daha iyimser. Çünkü ben genç yaşta sektörde yapılabilecek bir çok şeyi yaptım ve farkımı ortaya koydum mesala İstiklal Caddesi’nde Ara Güler’in sahip olduğu fotoğraf evinde “Düğünden Kaçan Gelin” adlı bir stand up show’da yer yer güzel, yer yer komik düğün fotoğrafları göstererek bir performans gerçekleştirdim. Mekanın telefonları 3 gün kitlendi, bazı tv kanalları geldi ve onlara röportaj verdim. Akşam haberlerinde gören tv programcıları beni canlı yayınlara davet ettiler.Saba Tümer e kadar bir çok programda düğün fotoğrafçılığı hakkında konuştum. TV’de gören gazetecilerde ilgilenip aradılar ve bir buçuk sene icerisinde 42 gazete ve dergiye röportaj verdim. Fotoğraf dergilerinde 2 sene editörlük yaptım. Fotoğraf seminerleri vererek, yurtdışındaki yolcu gemilerine fotoğrafçı gönderdim. Kendi imkanlarımı ve çevremi kullanarak fotoğrafçılıkla ilgili yapabileceğim bir çok şey yaptım. Hong Kong’dan, Yunanistan’dan İstanbul’a gelen müşterilerim oldu. Aslında çok karizmatik ve eğlenceli olan bu işe kalbimi verdim.
“Düğün fotoğrafçısı olmasaydım, ….…” gibi bir cümle kursaydınız?
Zaman kısıtlaması olmasaydı eski devirlerde yaşayan bir savaşçı veya korsan olmak isterdim. Eğer zaman bugünle kısıtlı olsaydı, futbolcu olmak isterdim. Savaşçı, futbolcu veya fotoğrafçı olmanın ortak özelliği üç meslekte de savaşmak ve mücadele vermektir. Savaşta düşmana karşı, futbol da rakip kaleye, fotoğrafta ise ışığa, kadraja ve pozlamalara karşı savaş vardır.Ya ışık kötü düşer, ya kadraj tutmaz, ya yaratıcılık azdır, ya pozlama kötüdür, fotoğrafçı bu öğeleri düzeltir, fotoğraf karesini daha iyi yapmaya çalışırken mücadele verir, savaşır.
Fotoğrafçı, özellikle de düğün fotoğrafçısı olmak isteyen genç arkadaşlara ne gibi önerileriniz olur?
Her meslekte olduğu gibi işin avantajlarını ve dezavantajlarını düşünüp, tartsınlar. Bu düşünüp tartmayı cennete giderken bile yapmak lazım. Mesala cennete gideceksiniz ama bazı arkadaşlarınız cehennemde ve onları göremeyeceksiniz. O zaman cennete gitmenin bile dezavantajı olabilir. Aşağıdaki listeye göz atmanızı tavsiye ederim.
Mesleğin Avantajları
1-Öğlene kadar uyuyabilirsiniz, çekim yoksa istediğiniz zaman çalışırsınız. Sabah 9, akşam 5 hayatınız olmaz. Arkadaşlarınız ofiste sevmediği işi yapar ve patronundan azar yerken, siz Bebek’te yürüyüş yapabilirsiniz.
2-Arada seyahat etme şansı var, yazın Çeşme’de, Eylül’de Bodrum’da düğünler olur, şansınız varsa arada yurtdışına da gidebilirsiniz.
3-Çalışırken herkes sizi dinler, saygı gösterir ve size gülümser.
4-Müşterileriniz evlenmek üzere olan çiftler olduğu için, hep pozitif ve sempatik olurlar. (İyi ki boşanma avukatı değilim.)
Mesleğin Dezavantajları
1-Wedding Photographer denilince bir karizması vardır ama düğün fotoğrafçısı denilince karizma bir anda sarsılabilir.
2-Şimdi hayat çok güzel ama 40 yaşından sonra düğün mü çekeceksiniz? Ayrıca emekli maaşınız da olmayacak.
3-Gecenin ilerleyen saatlerinde alkol sınırlarını aşmış yüzlerce davetli arasında, sıcacık ve konforlu evinizden uzakta tanımadığınız kişiler arasında, onların arada size çarparak ve tüm bu çarpışmalar arasında kan ter içinde fotoğraf çekmeye çalışmak gerçekten eğlenceli mi? Mekândaki tek ayık kişi sizsiniz, ayrıca 14 saattir fotoğraf çekiyorsunuz ve insanlar üstünüze içki döküyor. Eğer hayır ben bunları kaldıramam diyorsanız, bu işe başlamayın derim.
Tarzını beğendiğiniz veya örnek aldığınız fotoğrafçılar var mı?
Sebastiao Salgado, Peter Jordan, Nuri Bilge Ceylan ve İzzet Keribar.
Birçok düğünde fotoğraf çekmiş biri olarak, başınızdan geçen ilginç bir anıyı bizimle paylaşır mısınız?
Düğünden aklıma gelen ilk ilginç şeyler, şampanya patlatıp, şampanya mantarıyla davetlileri yaralayan garsonlar, beach clubta yapılan düğünlerde içki limitini aşıp denize giren gelin damat ve arkadaşları, gelin arabasının üstüne atlayan çocuklar, topuklu ayakkabı yüzünden dengesini kaybedip üstünüze kapaklananlar, sizi havuza atmak isteyen damadın şakacı arkadaşları. Geçenlerde böyle bir hikaye dinledim. Damadın arkadaşları düğün fotoğrafçısını birden omuzlarına alıp, havuza atmışlar. Tabi bu şaka kendilerine pahalıya patladı çünkü fotoğrafçının cebindeki tüm hafıza kartları ıslanınca düğün fotoğraflarından geriye eser kalmadı. Bence ya düğündeki davetlilerle samimi olunmamalı ya da çok geç vakte kadar düğünde kalınmamalı. Son olarak 3. Evliliğini yapacak romantik damattan bahsetmek istiyorum. Damat bana neden bir tane düğün albümü veriyorsunuz? Ya boşanırsak ne olacak? Dedi. Daha evlenmeden, boşanma hesapları yapan bir damada ben de, o zaman ben size 2 tane düğün albümü vereyim dedim. Umarım boşanmamışlardır. Acaba 4. Düğünü de ben çeker miyim? Mesala Seda Sayan’da geçtiğimiz günlerde boşandı ve 8. evliliğini de acaba aynı düğün fotoğrafçısı mı çekiyor, yoksa her defasında farklı bir fotoğrafçıyla mı çalışıyor? İnanın ben de bilmiyorum, tek bildiğim evlilik müessesinin kutsal bir müessese olduğu.
Bu keyifli söyleşi için Efe Babacan’a çok teşekkür ediyoruz.
Sanatçının dünyanın dört bir yanında çekmiş olduğu karelerden oluşan geniş arşivine buradan ulaşabilirsiniz.
pöportaj gerçekten çok güzeldi .. emeğinize sağlık ..
süperler saol ilgimi çekti :)
Hayatımda gördüğüm en duygu yüklü ve estetik fotoğraflar..
Fotoğrafları görünce, “işte dedim, hayalimdeki düğün fotoğrafları.
Her karede anı yakalayan, mutluluklara imza atan, duygusallığı anlatan, estetik kavramıyla rakseden bir sanatçı efe babacan.gazete ve dergilerden ve internet sitelerinden izliyoruz.
henuz evlenmiyorum muhtemelen 1 senem var..ama hayalım sizsiniz cok uzun zamandan bu yana,kınamda nıkahımda eglencemde hazırlanmamda her seyde sızın karelerinizden hatırlamak istiyorum o en güzel zamanları..ve o surece kadar bır yandan evlilik hazırlıkları yaparken bir yandan da sizinle çalışabilmek için gerekli kosulları saglamak ıstıyorum.
Websitenize bakınca insanın evlenesi geliyor…
Efe Bey;
Öncelikle çekimleriniz tartışmasız çok güzeller,emeğin maddi karşılığı ölçülemez elbette.Ve kesinlikle isterdim ki sizin kareleriniz bir ömür kalabilsin bizimle.Yayınlamış olduğunuz fotoğrafların çoğunu inceledim zaten,, hepsi birbirinden güzel..Şanslı damat ve gelinler olduğunu düşünüyorum:)
Efe Babacan Türkiye’ nin en iyi düğün fotoğrafçısı.Bodrum’ da arkadaşımın düğününde 15 saatte 1500 mükemmel fotoğraf çekti.1500 fotoğraf arasında vasat bir fotoğraf yoktu.
efe bey, o güzel fotoğraflarla bir alışveriş merkezinde veya bir galeride sergi yapsanız?
Çalışmalarınıza bayıldım. Bir arkadaşımın düğün çekimlerini gördüm ve hiç vakit kaybetmeden kimlerle çalıştıklarını sordum. Umarım 2012 senesine kadar bu çalışmalarınız devam eder.
Web sitenizdeki fotoğraflar da güzel…
Efe Babacan’a,
Kelimelerin kifayetsiz kaldğını anlardayım… Fotoğrafların güzelliğini anlatmak için uygun kelimeleri şeçemiyorum, bulduklarımda yetersiz kalıyor zaten…
Resimler gerçekten muhteşem, hatta ötesi… Yasin ve ben bayıldık ve tabiki gören herkesde bizimle aynı şekilde düşünüyor, sürekli mesajlar alıyoruz
Profesyonelliğinin yanında enerjin ve pozitifliğinde bize yansıyınca hiç heyecan falan kalmadı, zaten fotoğraflardan da belli oluyor rahatlığımız.
Tesadüfen gördüm sitenizi,bunlar sadece fotoğraf değil hepsinin dili hikayesi var,konuşuyorlar :) tebrik etmek istedim
En yakın arkadaşlarımdan biri evlensede tekrar gitsek beraber eğlensek geçiyor içimden veya bi daha evlensem Pınar ile sen yine yanımızda olsan Efe Babacan..
Ben de sizin eminim onlarca olan hayranlarınızdan, fotoğraf çekimlerinize bayılanlardan biriyim.diğerlerinden farkınızı tarzını ayırdetmek de çok güç değil…elinize gözünüze emeğinize sağlık demekten daha anlamlı bi cümle kurulamasa gerek…
resimlerinize bayildim hatta hasta oldum diyebilirimmmm eger olurde bir gun evlenirsemmm :) belcikaya gelirmisiniz veya ben damadi bulursam istanbula gelsem orda cekim yaparmisinz:))))) amator fotografci olarak sizi kesinlikle kendime örnek olarak alicagim… basarinizin devamini dilerimmmmm sevgiler ve saygilarimla
sonuçlar ortada.. tebrikler…