Addwork, 2008 yılından beri geleneksel olarak düzenlenen Turkcell Blog Ödülleri 2011 Mindshare Reklam ve Pazarlama Kategorisinde Birincilik ödülü aldı. // http://www.blogodulleri.com
Addwork, 2008 yılından beri geleneksel olarak düzenlenen Turkcell Blog Ödülleri 2011 Mindshare Reklam ve Pazarlama Kategorisinde Birincilik ödülü aldı. // http://www.blogodulleri.com
Penguen’de “Her Şey Olur” isimli köşenin yaratıcısı Cem Dinlenmiş ile, Penguen’de çizmeye nasıl başladığından, son sergisi Dahiliye’ye kadar birçok konuda keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik…
Öncelikle bize biraz Cem Dinlenmiş’i anlatır mısın?
24 yaşındayım. 1985’te İstanbul’da doğdum. Çocukluğum lego oynamakla, dövüşen adamlar çizmekle geçti. Liseyi Kadıköy Anadolu Lisesi’nde okudum. Baba mesleğini seçip Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde grafik eğitimi aldım. Bir hafta önce mezun olduğumu öğrendim…
Selçuk Erdem’in davetiyle Penguen’de çizmeye başladın. Süreçle ilgili biraz detay verebilir misin? “Her Şey Olur” köşesi nasıl başladı?
2005 yılında derginin orta sayfasında karikatür çizmeye başladım. 2006 yılında derginin ikinci sayfasındaki Her Şey Olur geldi. Her Şey Olur’u ilk çizdiğimde Bant dergisi için yaptığım küresel ısınmayı anlatan şematik bir illüstrasyonu referans almıştım. Zamanla tarz ve temalar değişti ve çeşitlendi. Yapmak istediğim hareketli ve yenilikçi köşe fikri bu şekilde gerçekleşmiş oldu.
“Her Şey Olur” ismi nereden geliyor?
“Her Şey Olur” lafı ağzıma çok takılmıştı o ara nedense. “Merak etmeyin her şey olur” gibi bir şey… Neticede bu isim zamanla oturdu herhalde.
Okurlarınızın bir kısmının görüş olarak ifade ettiği “zeki espriler, basit çizgiler” yakıştırmasını nasıl yorumluyorsun?
Genel olarak böyle bir görüş oluştuğunu düşünmüyorum. Penguen için çalışmaya ve ilk defa komik bir şeyler çizmeye başladığımda çizgim kendiliğinden yalınlaşmıştı. İnsan yüzündeki komiklik duygusunun ne kadar ayrıntı eklerseniz o kadar sönükleştiğini farkettim. Bunu çizginin basitleşmesi olarak yorumlamak doğru olmayabilir. Bence yaptığım şeyler klasik anlamda grafik çizginin esası olarak kabul edilen yalınlık anlayışından da epey uzakta duruyor, ben çizginin içindeki incelikleri, bütünü oluşturan minik parçaları ve ayrıntıları çok seviyorum.
Nike Vintage, Noktaları Birleştir, Young İstanbul gibi sergilere katıldıktan sonra, son olarak “Dahiliye” adlı kişisel sergini açtın…
İlk solo sergimde Young İstanbul ve Kesişme’deki temaları bir adım daha ileri götürmeyi ve yeni anlatım metodları geliştirmeyi hedefledim. Kompozisyonları çoklu kadrajlar halinde tasarladığım çok parçalı resimlerime ek olarak, üç boyutlu, içbükey ve dışbükey portre çalışmaları yaptım. Bunlar dışında sergide izleyicinin etkileşime geçebileceği mekanik iki iş var.
Ülkemiz, karikatür ve mizah yayınları konusunda en sıkıntılı dönemlerinden birini yaşıyor. Çizerlere yüklü tazminat davaları açılıyor. Genel gidişatı nasıl değerlendiriyorsun?
Penguen, şimdiye kadar başbakan ya bakanların açtığı davaların hiçbirini kaybetmedi. Baskı altına alma girişimleri uzun vadede baskıcı aleyhine oluyor, karikatürlere açılan davalar da son yıllarda bu şekilde gelişti. Ama yönetimler ne yazık ki bu inceliğin farkında değiller, kendi cahil, kaba ve anlayışsız tutumlarını bu şekilde tescillemiş oluyorlar.
Çizimlerin için çok sayıda olumlu eleştiriler var, belki biraz da olumsuz. Bunları takip ediyor musun? Bunlar seni, çizimlerini nasıl etkiliyor?
Yaptıklarımı okuyan, izleyen insanlara bakıp fikirlerini okumaya çalışmak ya da yorumlarını okumak çok merak uyandırıcı, çoğu zaman eğlenceli bir iş. Fakat fazla merak kediyi öldürür.
Tarzını beğendiğiniz, takip ettiğiniz birileri var mı?
Çok çeşitli çevrelerden gelen bir sürü isim var, bunlardan bir seçki yapmam biraz zoraki olacak. L-Manyak’tan beri takip ettiğim Türk karikatüristlerini, Pieter Brueghel’i, Amerikalı underground çizgi roman ekolünü ve bunlardan özellikle Chris Ware’ı sayabilirim.
İleride seni yeni sergiler veya farklı projelerle de görecek miyiz? Neler var bizi bekleyen?
Yeni şeyler olacak ama ayrıntılar konusunda benim de fazla bir fikrim yok. Şimdilik dergi ve sergi projelerimin süreceğini söyleyebilirim. Karikatür ve Her Şey Olur albümlerini tamamlamak için de çalışmaya devam ediyorum.
Takip ettiğin diziler, programlar var mı? Neler izlemekten/dinlemekten hoşlanıyorsun?
Bol bol radyo dinliyorum. Son dönemde bir sezonunu baştan sona izleyebildiğim tek dizi Flight of The Conchords oldu.
Çok keyifli bir söyleşi oldu. Sabrı ve nezaketi için Cem’e, sergi fotoğrafları için Hürcan Emre Yılmazer’e, yastık fotoğrafları için de Ali Taptık‘a katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz.
Son olarak Cem Dinlemiş’in kişisel sitesine göz atmanızı öneriyoruz.
Fatihcim şahane bir söyleşi olmuş devamlarını bekliyoruz.